Günümüzde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), hem çocuklarda hem de yetişkinlerde giderek artan bir yaygınlığa sahip. DEHB'nin nörolojik ve genetik temelleri uzun süredir bilinmekle birlikte, son yıllarda bilim insanları bu rahatsızlığın bedenin başka sistemleriyle olan ilişkisini de araştırmaya başladı. Bu sistemlerin başında ise bağırsak mikrobiyotası geliyor. Peki, bağırsaklarımızdaki trilyonlarca mikroorganizma DEHB semptomlarını nasıl etkiliyor olabilir?

Beyin-Bağırsak Ekseni: İkinci Beynimiz Bağırsaklarımız mı?
Bağırsaklar yalnızca sindirimle ilgilenmez; aynı zamanda sinir sistemiyle doğrudan iletişim hâlindedir. Bu iletişim “bağırsak-beyin ekseni” olarak adlandırılır. Bağırsaklarımızdaki mikrobiyota yani yararlı bakteriler, nörotransmitter adı verilen beyin kimyasallarının üretiminde rol oynar. Örneğin; mutluluk hormonu olarak bilinen serotoninin %90’ı bağırsaklarda üretilir.

Bu sistemdeki bir bozulma, zihinsel sağlık üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizliklerin (disbiyozis), anksiyete, depresyon ve hatta DEHB ile ilişkili olabileceğini göstermektedir.
DEHB ve Mikrobiyota: Araştırmalar Ne Diyor?
2021 yılında BMC Psychiatry dergisinde yayımlanan sistematik bir derlemede, DEHB tanısı almış bireylerin mikrobiyota profillerinin sağlıklı bireylerden anlamlı şekilde farklılık gösterdiği belirtilmiştir (Zheng et al., 2021). Özellikle Bifidobacterium gibi yararlı bakterilerin oranı DEHB’li bireylerde daha düşük bulunmuştur. Bu durum, dikkat ve davranış kontrolüyle ilgili beyin bölgelerinde farklılıklar yaratabilecek bir mikrobiyal dengesizliğe işaret ediyor.
Ayrıca Nutrients dergisinde yayımlanan bir başka çalışmada, çocukluk çağı DEHB vakalarında ultra işlenmiş gıdalar, düşük lif alımı ve dengesiz beslenme gibi bağırsak mikrobiyotasını olumsuz etkileyen diyet kalıplarının yaygın olduğu bildirilmiştir (Nutrients, 2021).
Beslenmenin Rolü: Bağırsaklar İçin Ne Yiyoruz?

Mikrobiyota sağlığı üzerinde en büyük etkiye sahip faktörlerin başında beslenme gelir. Ultra işlenmiş gıdalar, rafine şeker, katkı maddeleri ve yapay tatlandırıcılar; bağırsaktaki yararlı bakterilerin sayısını azaltırken, zararlı bakteri türlerinin çoğalmasına neden olabilir. Bu da “disbiyozis” adı verilen mikrobiyal dengesizliğe yol açar.
Özellikle çocuklarda yüksek şekerli ve katkı maddesi içeren yiyeceklerin tüketimiyle DEHB belirtileri arasında ilişki olduğu yönünde bulgular mevcuttur. Elbette bu durum doğrudan bir sebep-sonuç ilişkisi kurmaz; ancak beslenme düzeninin DEHB semptomlarını etkileyebileceği ihtimalini göz önünde bulundurmak gerekir.
Daha Sağlıklı Bir Bağırsak, Daha Dengeli Bir Zihin

DEHB semptomlarını azaltmak amacıyla mikrobiyotayı destekleyen bazı yaşam tarzı ve beslenme önerileri şunlardır:
- Probiyotikler ve Prebiyotikler: Yoğurt, kefir, fermente sebzeler gibi probiyotik kaynaklar ve yulaf, muz, sarımsak gibi prebiyotik içerikli gıdalar mikrobiyotayı destekler.
- Lifli Gıdalar: Sebze, meyve, tam tahıllar gibi lif açısından zengin besinler yararlı bakteriler için bir besin kaynağıdır.
- İşlenmiş Gıdalardan Kaçınma: Hazır atıştırmalıklar, gazlı içecekler, katkı maddesi içeren ürünlerden uzak durmak gerekir.
- Omega-3 Yağ Asitleri: Somon, ceviz, keten tohumu gibi omega-3 kaynakları hem beyin sağlığı hem de inflamasyonun azalması açısından oldukça faydalıdır.

Güncel bilimsel veriler artık net bir şekilde gösteriyor ki, bağırsak sağlığı yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı değil beyin fonksiyonları ve davranışsal süreçler üzerinde de doğrudan etkili. DEHB gibi nörogelişimsel bozukluklarda mikrobiyota dengesinin bozulmuş olması tesadüf değil; bu, dikkate alınması gereken biyolojik bir gerçek.
Doğru bir beslenme modeli ile bağırsak florasını desteklemek, DEHB semptomlarının şiddetini azaltmada güçlü bir araç olabilir. Bu sadece bir teori değil, bilimsel dayanağı olan, uygulanabilir bir yaklaşımdır.
Bağırsaklarınızı ne kadar doğru beslerseniz, zihninizi de o kadar güçlendirmiş olursunuz.
DEHB yönetiminde klasik tedavilerin yanında artık mikrobiyotayı odağa alan beslenme stratejileri de güçlü bir destekleyici unsur olarak öne çıkıyor.
Kaynakça
- Kalbfleisch, M. L., & Banasiak, M. (2008). ADHD. In J. A. Plucker & C. M. Callahan (Eds.), Critical issues and practices in gifted education: What the research says (pp. 15–30). Prufrock Press Inc.
- Barkley, R. A. (2015). History of ADHD. In R. A. Barkley (Ed.), Attention-deficit hyperactivity disorder: A handbook for diagnosis and treatment (4th ed., pp. 3–50). The Guilford Press.
- Sukmajaya, A. C., Lusida, M. I., Soetjipto, & Setiawati, Y. (2021). Systematic review of gut microbiota and attention-deficit hyperactivity disorder (ADHD). Annals of General Psychiatry, 20, 1–12.
- Checa-Ros, A., Jeréz-Calero, A., Molina-Carballo, A., Campoy, C., & Muñoz-Hoyos, A. (2021). Current evidence on the role of the gut microbiome in ADHD pathophysiology and therapeutic implications. Nutrients, 13(1), 249.

